Viktualienmarkt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Viktualienmarkt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Haziran 2014 Salı

Münih 1. Gün : 17 Mayıs 2014

Ankara’dan direkt uçmanın keyfi başka… Sadece bu yüzden bile Münih’i seçmiş olabiliriz. Daha Ankara’daki çoğu arkadaşlar için gün bile başlamadan biz Münih’te gezmeye başlayacağız.

Lufthansa’nın sabah 6’daki uçağı ile yolculuğumuz başlıyor. İlk defa Lufthansa’ya biniyorum. Bacak mesafesi çok iyi. Kızım kucağımda olmasına rağmen bunalmıyorum. Ama servis bir THY olamıyor… Yine de konforlu diyebilirim.

3 saatin sonunda Münih’e iniyoruz. Lufthansa Terminal 2’ye iniyor. Biz 3 aile birbirimizi ve pusetlerimizi bekleye bekleye ilerlediğimiz için sonlarda kalıyoruz. Pasaport kuyruğu uzun değil, hiçbir şey sormadan hızlıca girişlerimizi veriyorlar. Bagaj almaya gittiğimizde de sadece bizim valizler dönüp duruyor, hemen alıyoruz.

Daha terminalden çıkmadan kiosklardan biletlerimizi alıyoruz. Programımıza göre ilk gün havaalanından tüm gün kullanabileceğimiz günlük kartlarımızı (Airport-City-Day-Ticket) almamız gerekiyor. Biz 6 yetişkin 2 çocuk ve 1 bebek olduğumuzdan 2 tane partner kart alıyoruz. Partner kartlar 5 kişiye kadar kullanılabiliyor, ve 2 çocuk 1 yetişkin sayılıyor. Ama 2 kişi bile olsan partner kart 2 tane tek kart almaktan daha ucuza geliyor. Eğer tüm yolculuklarda beraber olacaksanız 2 kişi bile olsanız partner almanız anlamlı. (Günlük partner kart 21.30 Euro, Günlük Single kart 11,70 Euro)

Metronun içinde geniş açı bir foto çekmemişim.
Bunlar beraber gittiğimiz minikler.
S8'de otele varmamızı sabırsızlıkla bekliyorlar. 


Havalanından 10 dakikada bir metro kalkıyor. S1 ve S8 hatları (metro haritası için tık) biri şehrin batısından diğeri doğusundan olacak şekilde merkeze gidiyorlar. Otelinizin konumuna göre hangi hattı tercih edeceğinize bakabilirsiniz.

Kiosklardan kartları aldıktan sonra havaalanı içindeki yönlendirmeleri takip edip metro istasyonuna ulaşıyoruz.

O sırada peronda beklemekte olan S8’e atlıyoruz. Bu arada metro biletlerini bir makineden onaylatmak gerektiğini okuduğumuzdan onları “validate” edecek yer arıyoruz ama yok! Sonunda bir görevliye soruyoruz. Meğer “Airport-City-Day-Ticket” zaten günlük bir kart olduğundan aldığımızda üzerinden tarihle geldiğinden onaylatmaya gerek yokmuş.

Niyetimiz Marienplatz’da inip otele gideceğimiz trene aktarma yapmak. Ancak gelin görün ki bizim tren sanırım ekspress. Durmuyor, taaa Passing’e gidiyor. Passing’te inip diğer yöne giden bir tren bekliyoruz. İn bin in bin yapa yapa ana Marienplatz’a ulaşmayı başarıyoruz. Oradan da U6 trenine aktarma yapıp Harras bölgesindeki Hotel Ambience Rivoli’e ulaşıyoruz.

Bu kadar uzun uzun anlattım ama saat daha 10 J

Otelde son derece sıcak karşılanıyoruz. Henüz check-in saati gelmediğinden valizlerimizi bırakıp otobüs durağına kadar gidiyoruz.

Hotel Ambience Rivol ile ilgili bilgi vereyim. S ve U durağının hemen yanında. 5 dakikada bir geçen U hattı ile bir çok yere aktarma yapabiliyoruz. 20 dakikada bir geçen S hattı ise bizi merkez istasyon olan Hbf’e bağlıyor. Otobüs durağı ise hemen karşısında. Otelin kahvaltısı tatmin edici, odaları ise gayet temiz ve büyük. Fiyat performans olarak şiddetle tavsiye edebileceğim bir otel. Biz booking.com'dan ayarlamıştık. 
Otelin hemen karşısındaki otobüs durağında
ilk hedefimiz olan Deutches Museum otobüsünü beklerken

Otobüs durağında kalmıştık… Her ne kadar metro ile daha hızlı bir ulaşım olsa da şehri de biraz görmek amacıyla otelden Deutches Museum’a otobüs ile gitmeyi tercih ediyoruz. Otelden 132 nolu otobüs ile 20 dakika uzaklıkta müze.

132 no'lu otobüs.
Yandaki cihaz sanırım biletleri geçerli hale getirmeye yarıyor. 

Müze İsar'ın hemen kıyısında.

Deutches Museum Isar nehrinin kıyısında, oldukça büyük bir müze. Gelmeden önce özellikle çocuklu kişiler için süper olduğunu, gez gez bitmediğini vs okumuştuk. Bahçesindeki gişede biraz sıra bekleyip biletlerimizi alıyoruz. Binanın içine girdiğimizde içerde de 2 gişe daha olduğunu ve onların boş olduğunu fark ediyoruz.

Deutches Museum

Müze bebek arabası ile gezmeye çok uygun değil, asansör var gerçi ama arabasız daha rahat her şey. Bizim çocuklar 6 ve 7 yaşındalardı, sanırım müzeden keyif almaları için biraz daha büyümeleri gerek. Eda ise zaten hiçbir şeyden anlamayıp huysuzluk yapmakla meşguldü J Müzeye girer girmez en üst kattaki cafeye gidip ilk yemeğimizi yiyoruz, ve tabi ilk biramızı içiyoruz. Cafe’nin makarnası ve köftesi lezzetli. Fiyat bilmiyorum, kocam aldı J

Deutsches Museum
  • Çalışma saatleri: 09.00-17.00
  • Kapalı gün: - 
  • Ücret: Tam 8,5 Euro /İndirimli 3 Euro/ Aile 17 Euro
  • En yakın istasyon:  S-Bahn için Isartor, U1 ve U2 için  Fraunhofer Strasse, 132 no’lu otobüs için Boschbrücke
Müzenin en keyifli katı bence giriş katı.
Ama Eda nihayet uyduğu için de böyle düşünüyor olabilirim. 

Yemekten sonra yukarıdan aşağıya olacak şekilde müzeyi gezmeye başlıyoruz. Eda 4.30’dan beri uyanık, huysuz. Biz yorgunuz. Açıkcası müzeyi görev icabı geziyorum. Eda uyuyunca da son katı hızlıca gezip müzenin bahçesindeki kafede alıyoruz soluğu. Diğer arkadaşlar turlarını tamamlayana kadar kahve-bira içiyoruz. O ara Eda uyanıyor, bahçesinde gezinip duruyor.
Eda

Hava kapalı olduğundan kapalı mekanlara gitme hedefimiz vardı müzeye girerken. Ancak müze çıkışında fark ettik ki sabahın 3.30’unda başlamış bir gün için 2 müze fazla olacak. O nedenle Englisher Garten’a rotamızı çevirdik.
Englisher Garten yolunda

Englisher Garten'a giden keyifli yol. 


Englisher Garten yürüyerek 20 dakika uzaklıkta. Yürüme yolu da keyifli.

Sörfçüler
Englisher Garten’ın girişindeki kalabalıktan gitmeden önce yaptığımız araştırmalar sırasında okuduğumuz sörfçülerin orada olduğunu anlıyoruz. Nehrin ufak bir kısmında sörf yapıyorlar. Onları bir müddet izledikten sonra Englisher Garten’in derinliklerine doğru ilerliyoruz. Bu devasa parkın şehrin içinde nasıl durabildiğini Ankara’lılar olarak anlamakta zorluk çekiyoruz. Bizim simge parkımız Kuğulu Park için bile mücadele vermemiz gerekiyor!


Englisher Garten

Chinesischer Turm'de bira molası
Englisher Garten’da yürüyerek Chinesischer Turm’e kadar gidiyoruz. Burada müzik yapan amcalar ve kocaman bir bira bahçesi var. Patates, bira ve alman simidi olan britzel alıyoruz. Akşam yemeği niyetine orada atıştırıyoruz. Chinesischer Trum’un biraz arkasından 54 ve 154 numaralıotobüsler geçiyor. 10 dakikada bir geçen bu otobüslerden birine binerek Giselastrasse Durağında iniyoruz. Niyetimiz buradan U6’a binip 3 durak sonra Marienplatz’da inmek. Ama indiğimiz durakta aktarma yapmaya üşenip “aman ya 3 durak değil mi, yürürüz” diyoruz. Gel gör ki bu alaman durakları uzak uzak. Yürümek epey vakit alıyor. Yine de yürüdüğümüz yollar güzel, çevreye aval aval bakınarak yürümek çok can sıkmıyor.





Hofbrauhaus

Şehir merkezine ulaşınca biraz etrafta dolaşıyoruz. Hofbrauhaus’ gidiyoruz. Bu eski biracı çok kalabalık ve gürültülü. 2 kişi olsaydık otururduk herhalde, ama kalabalık ve çocuklu olunca oturmak mümkün olmuyor. Zaten içerisi de sıcak ve nemli. Bakıyoruz her taraf yavaş yavaş kapanıyor. Viktualienmarkt’a gidiyoruz, orası da kapanmış. Saat daha 8 bile değil! En sonunda yarın erken kalkacağımızı da düşünüp otele dönüyoruz. Zaten yorgunluktan ölmüşüz.
Günün sonu Marienplatz


31 Mayıs 2014 Cumartesi

Münih 3. Gün : 19 Mayıs 2014

Bugün diğer günlerin aksine bir yol telaşımız olmadığı için geç kalkıyoruz, 7’de J Kahvaltımızı yaptıktan sonra Nymphenburg sarayına gitmek için üzere 8.15’de yola çıkıyoruz.

Nymphenburg’a en yakın giden vasıta tramvay. Tramvay ise Sendlinger Tor’dan geçiyor. O yüzden önce metro ile Sendlinger Tor’a gidiyoruz, oradan Tramvaya aktarma yapıyoruz. 20 dakikada bir geçen tramvay neyse ki hemen geliyor (Aslında ben otelden çıkış saatimizi o tramvay saatine göre ayarlamıştım, tesadüf değil yani, planlı bir çalışmanın sonucu). 20 dakika sonra Nymphenburg durağında iniyoruz. Saray yolun sonunda…
Tramvay durağındaki bilgilendirme.
Biz 17 Nolu tramvayı bekliyoruz. 
Bugün ve sonraki 2 gün için aldığımız ulaşım kartlarından bahsedeyim bu noktada. 3 günlük City Tour Card almıştık ilk geldiğimiz gün. Bu kartlar tek kişilik ya da 5 kişiye kadar grup şeklinde oluyor. Biz yine 2 tane 3 kişilik Partner kart aldık. Son gün havaalanına giderken de bunu kullanacağımızdan sadece şehir içini kapsayan “innerdistrict” yerine tüm şehri kapsayan “entire network” aldık. Bu şekilde kartların tanesi 53,90 Euro oldu. Yani toplam 107,80 Euro verip 6 yetişkin ve 2 çocuklu grubumuzun tüm ulaşım maliyetini halletmiş olduk. Tek kişilik bilet ise 32,90 Euro.
Bu bilet aynı zamanda bazı yerlerde indirim de sağlıyor. Bunun listesine de buradan ulaşabilirsiniz.

Saraya girmeden ön bahçesi karşılıyor bizi. Çok etkileyici.

Saraya girerken bir hediyelik eşya dükkanı ve içindeki bilet satış yeri karşılıyor bizi. Sarayın girişi çocuklara ücretsiz, yetişkinlere ise 6 Euro. Biletlerimizi alırken ulaşım için kullandığımız kartları da kullanıp ek 1 Euro’luk indirim alıyoruz.
 
Ön Bahçe

Saray tavan

Saray 2 kanattan oluşuyor. 1 katını gezebiliyorsunuz. Üst kata çıkarken eğer bir erişim sorununuz ya da bebek arabanız varsa asansör kullanabiliyorsunuz. İçeriye çanta, içecek vs almıyorlar. Bunları koyabileceğiniz bir vestiyer var. İlk kata çıkınca saray 2 kanata ayrılıyor. Odaların numarasına göre gezebiliyorsunuz. Bizim gittiğimiz zaman neredeyse 1 kanat tadilattaydı. Tek kanadını gezebildik. Bizi çok etkilemedi. İçerisi de bomboş olduğundan çok hızlı gezdik. 40 dakikada bahçeye çıkmıştık bile. Internette okuduğum yorumlarda içeriye en az 3 saat vakit ayırmak gerektiği yazıyordu. Sanırım biz böyle yerleri gezmeyi beceremiyoruz :)

İçerisi o kadar boş ki Eda ortalarda koşturabiliyor. 
Nymphenburg’un bahçeleri çok büyük ve keyifli. Arkasında bir orman var desek yeri. Bahçelerde gezindikten sonra bahçenin içindeki bir cafeye oturuyoruz. Bira-kahve içip tatlı yiyoruz. 3 farklı tatlı alıyoruz, herkes kendi aldığı tatlıyı beğeniyor :) Ben elmalı pay almıştım, güzeldi valla. 

Bu cafe'nin arkasından Botanik bahçesine geçiş var. Botanik bahçesinin iki kapısından biri Nypmhenburg Bahçeleri ile bitişik. Küçük bir geçiş ama bahçenin içinde yönlendirme tabelaları olduğundan Botanik Bahçesi kolayca bulunuyor. 

Botanik bahçesi (botanischer garten) 21 hektarlık büyük bir bahçe. Sabah 9'da açılıyor, mevsimine göre 18-19'a kadar açık kalıyor. 18 yaş altındakilere ücretsiz. Büyüklere ise 4 Euro. Eğer City Tour Card'ınız varsa 2,5 Euroya iniyor fiyat.
 İçeride bir cam sera var (glass house). Burada değişik iklimlerin bitkilerini de görebiliyorsunuz. Özellikle sıcak ve nemli iklimlerin. Burası için ayrıca bir ücret ödemenize gerek yok. 
Botanik Bahçesi - Glass House

Botanik bahçesini 1 saat 15 dakika gibi bir sürede geziyoruz. Artık karnımız aç. Bugünün sabahında sarayda uzun süre kalırız, acıkırız, bahçesinde yeriz diye sandviçler almıştık. Ancak saray kısa sürünce aldığımız sandviçleri Botanik Bahçesinin cafesinde yemeğe karar veriyoruz. İçeceklerimizi oradan alıp yemeklerimizi çantadan çıkarıyoruz :) Eda'ya oradaki cafeden aldığım makarna ise son derece lezzetli. Ondan çok ben yemiş olabilirim.

Arka kapısından girdiğimiz bahçenin ön kapısından çıkıyoruz. Bu kapının biraz ilerisinde tramvay durağı var. Geldiğimiz 17 nolu tramvay ile geri döneceğiz. Amacımız şehir merkezi.
Karlsplatz'dan MarienPlatz'a giden araçlara kapalı cadde. 

17 No'lu tramvay'dan (bu arada bu tramvay için şehir turu tramvayı diyorlar, ilgi çekici yerlerden geçtiği için) Karlsplatz'da iniyoruz. Niyetimiz dolana dolana yine Marienplatz'a gitmek. Bundan sonrası bende çok bulanık :) Nedense yaptıklarımızı hatırlamakta zorlanıyorum. Muhtemelen şehir merkezini bilen arkadaşlarla gitmenin etkisi. Onların peşine takılıp aval aval gezdiğimden duruma pek hakim değilim. Hatırlayabildiğim kadarıyla anlatayım.

Fraunkirche

Eski Belediye Sarayı


Mola için oturduğumuz cafe


Yeni Belediye sarayı

Karlzplatz'dan şehir merkezine doğru yürürken biraz hediyelik eşya bakıyoruz (ki bu anlamda çok dükkan yok) biraz outdoor mağazalarını geziyoruz. Marienplatz'a varmadan sola dönüp Frauenkirche'i ziyaret ediyoruz. Hemen köşesindeki bir yerde (Andechser am Dom) oturuyoruz. Zaten bu civarda hep böyle turistlik publar var. Buradan ayrılıp Eski (Altes Rathaus) ve Yeni (Neues Rathaus) Belediye Sarayını dışardan görüyoruz.

Viktualienmarkt'ta bir vitrin

Viktualienmarkt'taki bira bahçesi ve benimkiler :)

Şimdiki hedefimiz Viktualienmarkt. Burası bir pazar, daha doğrusu hal. Peynirciler ve şarkütericiler (sosisçiler) var. Ortasında ise bir bira bahçesi. Biz biraz çevreye bakınıp, biraz abur cubur alıp yolumuza devam ediyoruz.

Yukarıda fotoğrafını gördüğünüz şey ise sanırım bira yasası anısına dikilmiş. Üzerindeki yazıyı google'dan arayınca öyle çıktı :)


Yamuk çekilmiş Asamkirche

Bir sonraki hedefimiz Asamkirche'ye giderken yol üzerindeki (ki bu yol Sendlinger Strasse) "Bears&Friends" isimli jeliboncuya uğrayıp çocukların (ve büyüklerin) gönlünü yapmayı unutmuyoruz.

Biz Asamkircheye vardığımızda kapanmıştı. Ancak parmaklıklar arkasından fotoğrafını çekebildik.

Daha önce methini duyduğumuz Jesas Dondurmacısı aslında ana hatların biraz dışında. Ancak yanındaki cafeyi de methettiklerinden oraya gitmek istiyoruz. Burası Sendlinger Tor'a 1 km mesefade (Klenzestraße 97 adresinde) Yürüyerek oraya gidiyoruz.

Önce cafede bir şeyler yiyip (menüsü biraz değişmiş, tavuk şinitzel umuduyla gitmiştik, yokmuş, bir şeyler bulmakta zorlandık) sonra da dondurmacıda dondurma yiyoruz. Dondurma nefis. Özellikle çikolatalası... Sanki dondurma değil nutella kaşıklıyorsun. O kadar yoğun bir çikolata tadı.


Olimpiyat kulesinden Münih

Buradan sonraki hedefimiz Olimpiapark. Bunu özellikle gün batımına bıraktık. Çünkü oradaki Olimpiyat kulesine gün batımında güzel fotoğraflar yakalamayı, ve Münih'i tepeden hem gece hem de gündüz görmeyi umut ediyoruz. Ama artık yorgunuz. Orijinal programımızdaki gibi marienplatza dönüp oradan aktarma yapmayacağımızdan en yakın metro istasyonuna bakıyoruz. En yakın durak FraunhoferStrasse. Buradan aktarma yapacağız.

Aktarma yaparken bir yanlış karar veriyoruz. Çıkacağımız kule olimpiaparkın kuzeydoğusunda. Biz Westfriedhof'ta metrodan inip parkın güneybatısından girelim, çapraz şekilde parkı geçelim, bu arada parkı görelim, kuleye çıkalım, parkın kuzeydoğusundan da çıkalım diyoruz. Aslında bu plan mantıklı. Ama mesafeler uzun, biz biraz oyalanmışız ve güneş batıyor.
Gün batımında tepede olma amacına ulaşıyoruz.
 O yüzden neredeyse koşarak parkı geçiyoruz. Kuleye varıyoruz.
190 metre yükseklikteki bu kuleye son derece hızlı bir asansör ile çıkılıyor. Her gün gece yarısına kadar açık. Yetişkin 5,5 Euro, çocuklar 3,5 Euro. Sanırım burada da city tour card indirimi var. Asansör kapalı bir alana çıkarıyor. Eğer isterseniz bir kat çıkıp açık alana ulabilirsiniz. Elbette buranın korkulukları yüksek, o yüzden bir kat daha çıkıp daha kuçuk bir alanda korkuluk derdi olmadan manzarayı seyredebilirsiniz. Tabi rüzgar izin verirse... 
Rüzgar yüzünden dışarıda durmak bile zor. 

Biz çıktığımızda saatinde etkisi ile çok rüzgarlıydı. Biraz manzarayı izledikten sonra kapalı alana geçtik. Kapalı alanda daha uzun uzun inceyelebiliyorsunuz ama hava karardıkça camlardan tek görebildiğiniz kendiniz oluyor. İçerisi yine çok boş. Münihte turist yok.

Yeniden asansörü çağırıp yarım saatin sonunda aşağıya iniyoruz. Biraz parkın içindeki parklarda oturup, BMW Weltin arkasındaki duraktan otelimize dönüyoruz.
Gecenin sonu. Arkamız BMW kompleksi, solumuz Olimpiapark