6 Kasım 2013 Çarşamba

Barselona 5. gün: 21 Ekim 2013

Yarın dönüş günümüz, dolayısıyla bugüne Barcelona’daki son günümüz diye düşünebiliriz.  Bugünün planında Park Güell ve Nou Camp var.

Nispeten rahat bir gün. Bunların dışında da yine şehrin merkezini dolaşırız, biraz hediyelik eşya alışverişi yaparız diye düşünüyoruz.
Park Guell'e giden yolda bir duvar.
Sabah daha önce deneyip memnun kaldığımız Moka'da kahvaltımızı yaptıktan sonra metro ile Park Güell'e gidiyoruz. Metrodan inip uzun ve yokuş bir yolu yürümek zorundayız ama neyse ki yokuşlarda yürüyen merdiven var... 
Parka çıkan yürüyen merdivenler
Güell Park, tüm hediyelik eşyalarda görebileceğiniz mozaik çalışmasının nedenini anlayabileceğiniz bir yer. Meşhur kertenkele de burada yer alıyor, dünyanın en uzun bankı da...




Park'a giriş ücretsiz idi biz gittiğimizde, ama bizden sonra ücretli olmuş, şu anda 7 Euro giriş. İçerisi de oldukça enterasan, ücretsiz olsa tavsiye ederdim ama ücretli olunca siz bilirsiniz... 

Biz biraz parkta dolaşıp sonra yeniden ana girişin oraya geliyoruz. Hediyelik eşya alışverişinden sonra, aşağıya doğru iniyoruz. 

Yol üzerindeki bir cafede kahve içiyoruz. Sonraki durak Camp Nou. Metro ile Camp Nou'a gidiyoruz, biraz yürüdükten sonra Camp Nou'a ulaşıyoruz.

Müzeye giden köprü

Dışarıdaki gişelerden 23 Euro'ya biletlerimizi aldıktan sonra biletleri okutup içeriye giriyoruz. Kızı yine kangurusuna alıp içeride gezmeye başlıyoruz. Açık olduğu saatleri internet sitesinden kontrol etmenizde fayda var, çünkü maçlara ve etkinliklere göre saatler sürekli değişiyor.

İçerisi 2 aşamadan oluşuyor, müze ve experience...

Biz içeriye 12.30'da girdik, yemeğimizi de yiyerek dışarı çıkmamız 13.30 olmuş. Demek ki içerisi aslında 45 dakikalık falan bir etkinlik.


İçerinin özellikle görsel kısmını seviyorum. 

Adet olduğu üzere stadın fotoğrafını çekiyoruz. 

Girişte Audio Guide ücretsiz. 

Müze kısmında eski futbolcuların eşyaları ile kupalar var. 

Altın ayakkabı


Dışarıda güzel bir hamburgerci var, oradan bira-patates ve hamburger yedik.

Artık Barcelona'da yapmak istediğimiz her şeyi yaptık. Bundan sonrası serbest zaman :) Deniz kenarında yürüyüş yapıyoruz, La Rambla'da geziyoruz...

İlk gün gittiğimiz ve sevdiğimiz Tapa Tapa’ya gidip yeniden sangria içiyoruz.

Güzel havada çimlere yayılmış Barcelonalılar

Liman


Köprü belli saatlerde yatların geçmesi için açılıyor. 

5 Kasım 2013 Salı

Barselona 6. gün : 22 Ekim 2013

Barcelona Katedrali
Bugün dönüş günümüz, eşyalarımızı toparlayıp otelden kahvaltı yapmak üzere çıkıyoruz.

Otelin yakınında bir kafede kahvaltımızı yapıp yeniden deniz kenarına gidiyoruz. Maremagnum alışveriş merkezinde denize nazır bir Starbucks var, orada kahvemizi içiyoruz.


Otele dönüp çıkışımızı yaptıktan sonra Katalunya meydanına gidip Aerobus’a biniyoruz, 50 dakika sonra havaalanındayız.

Pegasus'un yurtdışındaki yer hizmetleri tek kelime ile berbat! sözüm ona erken gittik, ama 1,5 saat check-in saati bekliyoruz. Ama uçuş görevlileri de tam aksine gördüğüm en candan insanlar. Uçağın adını bize jest olsun diye Eda olarak değiştirip o şekilde anons ediyorlar. 

Bir seyahat daha bitiyor... Tadı damağımızda kalarak.  

28 Şubat 2013 Perşembe

Roma 4. gün : 4 Aralık 2012


Bugüne dair elimde çok az fotoğraf var -sanırım şarjım bitmiş- ve ben yaptığımız çoğu şeyi anımsamakta zorlanıyorum. O yüzden bugünü yazmayı biraz hızlı geçeceğim gibi gözüküyor. Keşke tüm yazılarımı döner dönmez yazsam.... 

Güne yine sabah erkenden Termini'ye giderek başlıyoruz. Henüz saat çok erken olduğu için ve hazır Trambus 110 biletlerimiz olduğu için önce bir şehir turu atmaya karar veriyoruz. Yeniden Kolezyum ve Vatikan'ın önünden geçtikten sonra İspanyol Merdivenlerine gitmek üzere iniyoruz.



Via del Corso caddesinden yürüyoruz, henüz mağazalar bile açılmamış. Oradan da Via dei Condotti caddesine dönüyoruz. Bu cadde lüks mağazalar ile ünlü. Sonunda İspanyol Merdivenlerine ulaşıyoruz. 

İspanyol Merdivenleri
İspanyol Merdivenlerinden Via dei Condotti

Merdivenlerden sonra yürüyerek Pantheon'a gidiyoruz. Her gün 09.00 ile 18.00 arasındaki bu tapınak, içindeki güneş ışığını alan daire ile dikkat çekiyor. 

Pantheon

Pantheon

Pantheon

Pantheon'un bulunduğu meydanda bir çok sevimli italyan cafesi var. Biz bunlardan birine oturuyoruz.




Buradan çıkınca Aşk çeşmesine gidiyoruz.


30 Ocak 2013 Çarşamba

Roma 3. Gün : 3 Aralık 2012

Ablamların Venedik, bizim Floransa seferlerimiz bitince artık Roma’nın kendisini gezebiliriz. Sabah erkenden kalkıp Termini’ye gidiyoruz. Şehri gezmeyi planladığımız turistik şehir otobüslerinin ilk durağı Termini. Her şehirde görmeye alıştığımız City Sightseeing Tours da var ama biz yerel olan Trambus 110’a binmeye karar veriyoruz. 

Bu otobüsler 8.30'da başlıyor ve tüm gün 15 dakikada bir olmak üzere bütün önemli noktaların yakınından geçiyor. 1 günlük fiyatı 20 Euro. (Biz sanırım bu kadar vermemiştik, ama bu satırları yazdığım sırada güncel fiyat bu). 
Konstantin Takı

Aralık ayında sabah 8.30'da hava epey soğuk. Soğuktan ziyade acaip rüzgarlı ve bu rüzgar bizim içimize işliyor. Hedefimiz Kolezyum (colosseum) . Turist otobüsü ile 10-15 dakikada varıyoruz. Otobüs bizi Arch of Constantin tarafında bırakıyor. Bu takın fotoğraflarını çektikten sonra Kolezyum'u çekmeye başlıyoruz. 

Kolezyum ve 7 aylık hamile ben

Hava çok soğuk olduğundan Kolezyum'un içine girmiyoruz.

Girmek isterseniz  08.30-16.30 arasında her gün ziyaret edebilirsiniz. Burası için aldığınız biletlerle Palatine Museum ve Roman Forum'a girebiliyorsunuz ama sanırım bunun için iyi bir arkeoloji meraklısı olunması lazım. Giriş 16,5 Euro. Roma Pass alırsanız ücretsiz.

Kolezyumdan Venedik Meydanına yürürken

Kolezyum'dan sonra yürüyerek Venedik Meydanına (Piazza Venezia) gidiyoruz. Bunun için Via Dei Fori Imperiali üzerinden 1 km yürüyoruz.



Meydandaki Vittoria Emanuelle II Abidesini görüyoruz. Üzerinde 4 at heykeli yer alan bu beyaz binanın merdivenlerinden yukarı çıkıp meçhul asker anıtını görüyoruz.



Merdivenlerden çıkıp asansöre ulaşmayı hedefliyoruz. Böylece asansörle yukarıya çıkıp Roma manzarası göreceğiz. Ancak asansör arızalı, o yüzden bulunduğumuz kattan Roma'ya bakmakta yetiniyoruz, ki bu da fena bir manzara değil.

Sabah yola çıkarken Kolezyum'a girmeyi hedeflemiştik, o yüzden programımızda öndeyiz. E madem öyle biz de Capitolini Müzesi'ni gezeriz diyoruz, hazır yakınız. Ama maalesef onda da muvaffak olamıyoruz, zira günlerden pazartesi ve müze kapalı.

San Pietro Meydanı



Şehir turu otobüsünden bazilika

Ne yapsak diye düşünürken Vatikan'a gitmeye karar veriyoruz. Aslında Vatikan ertesi günkü programımızda var, ne de olsa sabahtan gitmek lazım. Ama biz şansımızı deneyelim diyoruz. Bingo! Hiç sıra yok.

Tur otobüsüne biniyor ve şehre baka baka Vatikan'a daha doğrusu San Pietro Meydanına varıyoruz. Karnımız aç, önce bir yemek yiyoruz, sonrasında San Pietro Bazilikasına giriyoruz.


Vatikan Muhafızları

Vatikandan kart atarken

Dışarı çıkınca meşhur vatikan muhafızlarını görüyoruz, ve Vatikan postanesini. Geleneklere uymak için henüz doğmamış kızımıza oradan bir kart atıyoruz.


Bundan sonra okları takip ederek Vatikan Müzesine gidiyoruz. Burada en çok Sistine Şapeli'ni merak ediyoruz. Girerken benim gözüm korkuyor açıkcası, okuduğum her kaynak müzenin çok büyük olduğunu, km'lerce yürümek gerektiğini söylüyor. Ben hamile halimle çok da yorulmak istemiyorum açıkcası. Ama daha müzeye giden yokuşta bile yoruluyorum.
Girişin 16 Euro olduğu bu müze her gün açık. 9'da açılan müze 6'da kapanıyor ama içeriye en geç 4'de girebiliyorsunuz. İçeriye sırt çantası, şemsiye vs gibi şeyler alamıyorsunuz ama bunun için vestiyer var. Buraya girerken kılık kıyafet kurallarına uymak gerekiyor. Kısa etek, şort şapka vs ile girilmiyor. İçeride fotoğraf çekmek serbest ama Sistine Chappel'de yasak. 
Biletimizi alıp eşyalarımızı vestiyere bıraktıktan sonra müzeyi gezmeye başlıyoruz. Gerçekten çok büyük ama etkileyici. Müzeyi belli bir sırayı takip ediyoruz ama bazı yerlerde kısa yollar var. Biz bir yerde ben yorulduğum için bir kısa yola giriyoruz. Ama o da ne! Bizim girdiğimiz kısa yol Sistine Şapelinden geçmiyormuş! Bunun üzerine müzeyi bir kez daha dolaşmaya başlıyoruz. Bu sefer sistine Şapeline ulaşmayı başarıyoruz. Çok etkileyici!!

Buradan çıktığımızda çok çok yorgunuz artık. Bir yere oturup yeniden kahve içiyoruz. Sonra da Trambus 110'un durağına gidiyoruz. Otobüs biraz beklettikten sonra geliyor.

Bundan sonraki amacımız Via del Corso'da otobüsten inip oralarda yürümek. Via del Corso, bir ucu Popoyo Meydanı bir ucu Venedik Meydanı olan, turistlik, hareketli bir cadde. Biraz buralarda dolaştıktan sonra Trastevere'ye gitmek üzere yeniden otobüse biniyoruz.

Otobüsün 4. durağında yani Bocca Della Verita durağında inip nehrin karşı tarafına geçiyoruz. Trastevere akşamları hareketli olan, bol bol restaurant ve bar barındıran keyifli bir bölge. Yine kış olduğu için etraf çok kalabalık değil. Önce yürüyerek Santa Maria Bazilikasının oraya gidiyoruz, sonra da karanlık sokaklardan geçerek merkeze varıyoruz. Hediyelik eşyacıları geze geze yemek yiyecek bir yer arıyoruz.

En son bir yere karar verip oturuyoruz, son derece keyifli bir gece geçiriyoruz. Ama nedense o geceye ait fotoğraf da yok fazla detay da...

Dönüşte otobüse binip Termini'ye oradan da otele... 

20 Ocak 2013 Pazar

Roma (Floransa) 2. Gün : 2 Aralık 2012

Roma'daki 2. günümüzü Floransa'da geçirmeye taa Eylül ayında karar vermiştik. Daha önce de yazmıştım: Floransa için tren biletini http://www.trenitalia.com/ 'dan aldık. 2 Aralık için bileti 18 Eylül'de almışız. Tabii ucuz olması için. Gidişi kişi başı 9 Euro, dönüşü kişi başı 19 Euro'ya almışız. Termini-havalaanı arasında çalışan tren biletinin bile 14 Euro olduğunu düşünürsek bu gayet iyi bir ücret. Yol 1,5 saat sürüyor, tren oldukça konforlu.

Biz Pazar günü gittik, belki de o yüzden ucuza geldi biletler. Ancak Pazar günü gitmenin dezavantajı da Kilise gibi yerlerin öğleden sonra açılması. Floransa'nın en populer yeri  Doumo Katedrali. Mesela burası da Pazar günleri 13.00'de açılıyor.

Biz sabah 7.45 treni ile gittik. Bir gün önceden paket yaptırdığımız pizzaları otelde yedikten sonra Termini'ye gittik. Orada da bir kahve içip treni bulmaya gittik, ama bizim tren hiç bir yerde yazmıyor. Meğer Floransa son durak olmadığı için Floransa'nın adı yazmıyormuş, son durak neresiyse orası yazıyormuş. Neyse nihayet bulduk treni. Yola çıktık. 09.15'de Floransa'daydık.

Floransa çok küçük bir yer. Ama yine de 2 tane durak varmış. Şehir merkezinde olan SMN İstasyonu. İstasyonun hemen yanın Santa Maria Novella Kilise'si var. Ancak pazar sabahı olduğundan biz buraya giremedik. Aynı yerde turizm ofisi de var, oradan bir harita edindik.

Pazar sabahı Floransa boş...
Buradan Doumo Meydanına doğru yürümeye başlıyoruz. Meydan İstasyondan 700 metre uzaklıkta. Katedral sokak aralarından bile gözüküyor. Meydana gittiğimizde Doumo Katedrali, Floransa Katedrali, Kubbe vs gibi isimlerle daha önce bloglarda okuduğum devasa katedrali görüyoruz. Meydan boş, katedral kapalı.


- Yazıyı 20 Ocak 2013'de yarım bırakmışım, Haziran 2014'de yani neredeyse 1,5 yıl sonra devam ediyorum. Gittiğimizde 7 aylık hamileydim, şimdi 15 aylık bir kızım var, o yüzden bazı şeyleri atlayabilirim- 

Katedral kapalı olduğundan yönümüzü eski köprü olarak bilinen Ponte Vecchio'ya çevirdik. Oraya giderken önce Piazza della Repubblica meydanını görüyoruz. Atlı karıncalar vs kurmuşlar. Yukarıda fotosu olan caddelerden (Via del Calzaiuoli) yürüyoruz. Piazza della Repubblica civarındaki caddeler alışveriş için mağazaları ve çevresindeki otelleri ile son derece turistlik zaten. Burası da Republic meydanının paralelinde kalan caddelerden.
Signoria meydanındaki heykeller

Bu caddenin sonunda Piazza Della Signoria meydanına ulaşıyoruz. Bu signoria meydanı, heykelleri ve Vecchio Sarayı ile meşhur. Meydanda biraz vakit geçirip fotoğraf çektikten sonra yolumuza devam ediyoruz. Bu meydanın yanında meşhur Uffizi galerisi var. Bizim sanatla ilgimiz olmadığından ve şehirde sadece bir günümüz olduğundan buraya da girmeden yolumuza devam ediyoruz.

Ponte Vecchio
Galeriden devam edince nehir kenarına çıkıyor yol. İleride Eski köprü diye bilinen Ponte Vecchio gözüküyor. Köprünün üzerinde bir dolu dükkan var. Genelde kuyumcu, hediyelik eşyacı.... Ama köprünün üstündense dışı daha güzel bence. Nehir kenarından bir çok fotoğrafını çekerek ilerliyoruz.


Ponte Vecchio'dan geçip biraz sokaklarda oyalanıyoruz. Pitti sarayı müzelerinin olduğu meydana gidip oradan geri dönüyoruz,bir cafede oturup kahve içip tiramisu yiyoruz.
Floransanın bir dolu köprüsünden biri

Yeniden köprü üzerinden geçip meşhur Davut heykelini görmek için akademi galerisine gitmeye karar veriyoruz. Floransa güzel sanatlar akademisi için yeniden Doumo'nun önünden geçip daracık sokaklardan geçiyoruz.


Accedemia, diğer müzeler gibi pazartesi günleri kapalı, diğer günler 8.30-19.00 arası açık. Giriş ücreti 6,5 Euro. Kapıda x-ray'den geçmek için sıra bekleyebilirsiniz. İçeride dar bir alanda 2 tane bilet gişesi var. Orada da sıra olması çok muhtemel. Biz aralık ayında gitmemize rağmen beklemiştik. O yüzden biletlerinizi online almanızı tavsiye ederim. 
Galeri güzel, david heykeli gerçekten çok etkileyici. Boyut olarak bizim için ideal. Gezeceğim diye canın çıkmıyor, tam sıkılacakken müze bitiyor :) İçeride fotoğraf çekilmediği için buraya ait foto koyamıyorum.

Buradan çıkınca aç karnımızı doyurmak ve hamile bacaklarımı dinlendirmek için kapısında set menüsü olan bir yere oturuyoruz. Buca Niccolini, set menüsü ile bizi oldukça tatmin ediyor. Ne yazık ki ne yediğimizi ve fiyatını hatırlamıyoruz.
Doumo Katedrali
Yemekten sonra artık büyük katedral açılmıştır diye oraya gidiyoruz. Zaten zannediyorum Floransa'da bütün yollar katedrale çıkıyor :)

Hala açılmamış ama önündeki meydanda oyalanırken kapılar açılıyor, sıra hızla eriyor ve içeriye giriyoruz. Biz sadece girişin ücretsiz olduğu Katedrale giriyoruz. Eğer istenirse 10 Euro karşılığında kubbesine, müzesine vs gidilebiliyor. Burası sanırım Avrupa'nın en büyük, Dünya'nın ise 3. büyük katedrali.

Katedralden çıktıktan sonra yine kendimizi sokaklara vuruyoruz. Boş boş gezinirken bir pazar ile karşılaşıyoruz.


Floransanın içinde yürürken de küçük küçük standların olduğu yerler görüyoruz. Bir nevi maltepe pazarı havasında. Buralarda da cüzdanlar, hediyelik eşyalar, tişörtler vs satılıyor. Biraz da oralarda vakit geçiriyoruz.

Yeniden sabah geçtiğimiz Via del Calzaiuoli caddesine çıkıyoruz. Meğer bu cadde epey hareketliymiş :) Dükkanlara gire çıka dolaşıyoruz. Yeniden nehir kenarına gelince bu sefer başka köprünün üzerinden geçip Eski köprüyü nehirden çekiyoruz.

Başka köprünün üzerinden Eski Köprü

Sokaklarda dolaşmamız bitince yeniden kendimizi Doumo'nun önünde buluyoruz. Artık güneş batıyor. Bizim trenimize daha var. Tren 17.40'da kalkacak. Ben oldukça yorgunum, bir an önce trene binmek istiyorum.

İstasyonun (Santa Maria Novella- SMN) önünde bir tane McDonalds buluyoruz. Orada oturup bir şeyler içip tren saatini bekliyoruz.

Tren saati geliyor, bu trenler gerçekten çok konforlu. Trene binip 19.15'de Roma'da oluyoruz. Bizden 2 dakika sonra ise ablamlar Venedikten geliyorlar. Termini'de buluşuyoruz.

Otele uğrayıp yürüyerek aşk çeşmesine gidiyoruz önce. Fotoğraf molasından sonra bir şeyler içmek için (ahhh ben hamile olmasaydıııım) Piazza Navona'ya gidiyoruz. Yaklaşmakta olan yılbaşı için buraya pazar kurulduğunu duymuştuk, ama çinden gelen oyuncaklardan ve klasik turistlik hediyelik eşyadan fazlası yok. Yağmur da şakır şakır yağıyor. Yazın burası ne kadar keyifli olur diyoruz.


Yağmurda meydan

Taksiye atlayıp otele dönüyoruz. Gün bitiyor...