orbitz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
orbitz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ocak 2013 Perşembe

Roma'ya gitmeden önce

En erken aldığımız uçak bileti Roma'nınki oldu sanırım. Aralık ayında gideceğimiz seyahat için taaa Nisan ayında biletlerimizi aldık. Aman yok, bir daha binmem Pegasus'a dedikten sonra Nisan ayındaki Pegasus kampanyasına dayanamadık. 2 kişi İstanbul-Roma gidiş dönüş biletlerimizi 350 TL civarında bir paraya aldık. Ankara -İstanbul bağlantısını ise yine 130 TL'e hallettik. Yaklaşık 500 liraya biletlerimiz tamamdı.

Pegasus genelde öğlen uçuyor, Ankara'dan gideceğimizi de düşünerek bu saatler bizim için makul oluyor. Sabah 7'de evden çıktık. Oranın saati ile 13.20'de Roma'daydık. Dönüşte ise uçağımız 14.40'daydı. Otelden 11.30'da çıktık.

Oteli ise daha geç aldık. Bu sefer Orbitz yerine booking.com kullandık. Nisan ayında uçak biletlerini alırken bilemeyeceğimiz bir şeyi biliyorduk artık, ben seyahat tarihinde  7 aylık hamile olacaktım! O nedenle ücretsiz iade yapabileceğimiz bir otel arıyorduk. Uzun uzun inceledikten sonra IQ otele karar verdik. Booking.com puanı 8.9'du. Yeri iyiydi (Termini bölgesine ve ana güzergahlara yakın, opera binasının karşısında). Modern ve yeni görünüyordu. Fiyatı da normaldi. 2 kişi kahvaltı hariç ve iade garantisi ile 1100 TL'e aldık (yanlış hatırlamıyorsam 460 Euro) Roma'da oteller ayrıca vergi alıyorlar. gecelik kişi başı 3 Euro. Bunu bazı oteller nakit alıyormuş ama bizimki kredi kartıyla aldı. Kahvaltıya ise kişibaşı 10 Euro verdik ve son derece başarılı bir kahvaltıydı. Otelden çok memnun kaldık. Tavsiye ederim.

Beraber gittiğimiz ablamlar ilk gece Venedik'e gitmeye karar verdiler. Ben uzun yolu göze alamadım hamilelik durumundan ötürü. En azından ilk gece otelde dinlenmek istedim. O yüzden biz de gittiğimizin ertesi günü Floransa'ya gitmeye karar verdik. Böylece ablamlarla onların Venedik bizim Floransa turumuz sonrası yine Roma'da buluşabilecektik.

Floransa için tren biletini http://www.trenitalia.com/ 'dan aldık. 2 Aralık için bileti 18 Eylül'de almışız. Tabii ucuz olması için. Gidişi kişi başı 9 Euro, dönüşü kişi başı 19 Euro'ya almışız. Termini-havalaanı arasında çalışan tren biletinin bile 14 Euro olduğunu düşünürsek bu gayet iyi bir ücret. Yol 1,5 saat sürüyor, tren oldukça konforlu.

Son hazırlığımız ise vize oldu. İtalya vizeleri idata aracılığı ile veriliyor. Klasik vize süreci. Biz sabah 8.30 gibi gittik, 4 kişi 40 dakika sonra falan işimiz bitmişti. Randevu yok, sıra numarası ile. Tabi bizim kışın gittiğimiz göz ardı edilmesin. Yüksek sezonda uzun sıralar olabilir. Yaklaşık 1 hafta sonra 6 aylık çok girişli vizelerimizi aldık.

Bunların dışında ön hazırlık olarak bol bol internet kullandık. Roma Gezi rehberi başta olmak üzere tüm bloglar çok yardımcı oldu. Ve tabi google maps.

Biz 4 gece olarak planlama yaptık. 5 gün oradaydık ama uçağımız öğlen indi, öğlen kalktı. Saat bazında bakarsak tam 4 gün geçirmiş olduk. Bu günlerden birini Floransa'da geçirdik. Hem Roma hem Floransa için bu süreler gayet yeterli oldu. Ancak biz çok müze vs gezmedik. Yine de iyi bir tempoda bu şekilde bir seyahatin yeterli olacağını düşünüyorum.

6 Temmuz 2011 Çarşamba

Londra'ya gitmeden önce



Londraya gitmeden tam 3 ay önce aldık biletlerle oteli... Türk Havayolları sağolsun, direkt uçuş var artık Ankara’dan. Saatleri de çok makul. O nedenle hiç aklımızda olmadığı halde rotamızı İngiltere’ye çevirdik.

Ama biliyoruz ki Londra pahalı... O nedenle bilet almadan önce otel de araştıralım dedik. Orbitz.com kullanarak 2’sini birden halletmeye karar verdik. Uçak biletlerinin ucuzluğunu kaçırmamak için çok da uzun uzundıya düşünmeden bir anda aldık biletlerle konaklamayı... Ucak biletleri 2 kişi gidiş dönüş 900 lira civarındaydı biz aldığımızda. Orbitz’den 4 gece konaklama + ucak biletini 1500 USD’e aldık (2 kişi). Ayarladığımız otel ise Mandeville Palace’dı... Avrupa’da çok otelde kalmadım, ya da kaldıklarım büyük ölçüde işyerinden ayarlanmış otellerdi... O nedenle kendi ayarladıklarım ve sağdan soldan duyduklarımla yorum yapabiliyorum, son derece güzel bir oteldi. Hem yeri, hem ortamı itibari ile şıktı. Zaten aslında iş oteliydi. Biz sadece oda aldık, kahvaltı fiyata dahil değildi.

Bunları hallettikten sonra ben sıkı bir internet gezginliğine başladım. Sokak sokak her yeri google maps marifeti ile gezdim. Gidilecek yerleri çıkarttım. Ve neredeyse saat saat bir program yaptım. İngiltere gezilecek değil yaşanacak bir ülke, ya da sadece gördüğüm kadarıyla konuşayım, Londra gezilecek değil yaşanacak bir şehir. Ve bizim sadece 4 günümüz vardı. Bu program çok işimize yaradı. Birebir tabi ki uyamadık, ama yine de iş gördü.

Londra’da London pass var. Bu hem bir “müze kart” hem de isterseniz ulaşım ekleyebiliyorsunuz. Programı çıkarınca bu karta ihtiyacımız olduğunu da anlamış olduk, zira gireceğimiz yerlerin ücretleri bu kartın yüksek ücretinden daha çok tutuyordu. Yine bir optimizasyon çalışması yaptık, ve ilk günümüzü otel cevresinde gecirip London Pass’e dahil olmayan yerlerde gidersek 3 günlük kartın yeterli olacağına kanaat getirdik. Ve ilk hatamızı burada yaptık. Kartı büyük bir dinazorluk örneği göstererek internetten satın alıp evimize postalatmadık. –ki bunu yapan arkadaşlarımız hiç sorun yaşamadılar- Neden bu sorun oldu? Çünkü ulaşım eklentisi sadece internetten satın almalarda geçerliymiş. Ve kart öyle her köşe başında da bulunmuyormuş, tek bir merkezden dağıtım yapılıyormuş. Onun da çalışma saatleri son derece güdükmüş. O nedenle vakti olan herkese kartlarını internetten almalarını ve eve yollamalarını tavsiye ediyorum.

Bunun dışında müzikal, oyun, konser bir şeyler bulalım dedik. Biz Lion King’e karar verdik. Biletimizi yine önceden aldık (Mayıs ortası için 2 Martta). Biletleri TicketMaster’dan aldık. Balkon kısmında (ROYAL section- F sırası) fena olmayan bir yer için 60 Pound/kişi verdik. Aynı gece Royal Albert Hall’daki Eric Clapton konserine de bilet aldık. Ona da kişi başı 35 Pound verdik. En ucuz biletlerdi, Eric Amca’yı görmedik bile :)

Daha vize almadık bu arada dikkatinizi çekerim...

İngiltere vizesi belgeler açısından zorlayıcı, çünkü herşeyi İngilizce istiyor. Ve cidden her şeyi istiyor. Ama tüm vize süreçlerini WorldBridge diye bir aracı kuruma havale etmişler. Onlar ise tüm süreçleri kolaylaştırıyor. Fransa ve Hollanda için vize alırken yaşadığım bekleme ve muamele eziyetini düşününce burası ilaç gibi geldi bana. Güleryüzlü insanlar, sırasız bekleme salonu vs vs.. Biz Salı günü evraklarımızı verdik, Perşembe günü pasaportlarımızı aldık. Gerci sezon değildi, ama yine de bizi çok mutlu etti.

Dönelim İngiltere organizasyonuna... Biz Stansted Havaalanı’na inecektik. Oradan şehir’e nasıl gideceğimizi de önceden araştırdık. Heathrow’un aksine orada metro yok. Stansted Express trenine binilip hızlı bir şekilde şehre ulaşılabilir. Ya da bizim yaptığımız gibi otobüs tercih edilebilir. Biz karar verirken süre ve fiyat dışındaki yürüme mesafesini de parametre olarak kullandık. Otobüs daha uzun sürüyor ama daha ucuz ve otele yürüme mesafesinde bir yerde de durağı var. İlk gün metroya da binmeme kararımız yüzünden otobüsü tercih ettik. Pişman olmadık. Bileti önceden almamıştık. Orada aldık (10 Pound / tek gidiş / kişi), ilk otobüse bindik. Burada da yeri gelmişken bir uyarıda bulunayım. Biz nasıl döneceğimize çok bakmamıştık, dönüşe orada karar veririz demiştik. “Hele bi otobüse binelim, belki beğenmeyiz” burjuvasisi... O nedenle bileti alırken gidiş dönüş almadık. Sonra dönüşü de aynı şekilde yapmaya karar verdiğimizde 2 saat Victoria Station’a gitme, sıra bekleme vs vs olarak geri döndü bu bize. Internetten de alamadığımız için (çıktı istiyordu, otelden alamadık) O nedenle gidiş-dönüş faydalı olabilir...

Bu ön hazırlıklardan sonra nihayet yola çıkma zamanı...