ön hazırlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ön hazırlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Eylül 2014 Salı

Lizbon - Porto: Gitmeden Önce

Porto
Şubat ayında yaz tatili için nereye gitsek diye düşünmeye başlamıştık. 
THY’den birikmiş millerimiz vardı, Şubat ayında Lizbon ve Porto’ya giden ablamlar ise öve öve bitirememişlerdi oraları. Ve hadi itiraf edeyim, Portekiz’in 1 yıllık vize verdiğini de duyduk, böylece kararımızı vermiş olduk. Bir sonraki istikamet Lizbon!


Lizbon’a bayram tatilinde gitmeye karar verdik. Yani 26 Temmuz’da. Uçak biletimizi ise 8 Şubat’ta aldık. Milleri kullanıp sadece vergilerini  verdiğimiz için tam olarak bilet fiyatını hatırlamıyorum. Sadece vergilere Ankara bağlantısı dahil 2 kişi ve 1 bebek gidiş dönüş 1200 TL para verdik. 

Planımıza göre toplam 4 gecemiz var, ve bunun 1 gecesini Porto'da geçirmeyi planladık. 

Çok yokuş olmayan bir yerde, bebek ile rahat edebileceğimiz şekilde, büyük metrekareli, merkezi bir otel aramaya başladık. Bu sefer booking.com'un yanısıra Orbitz'i de kullandık. En iyi fiyatı Orbitz'den yakalayınca oteli de ayarlamış olduk. 

Lizbon için Hotel Portugal'ı seçtik. Otel bir çok otobüs ve tramvayın geçtiği Plaça de Figueria'da. Bunun dışında ünlü turistlik cadde Rua Augusta ve önemli meydan Rossio Meydanı'na çok çok yakın. Odası oldukça büyük, temiz ve havalı. Kahvaltısı makul. Personeli çok misafirperver. 

Porto'da ise Teatro Hotel'de kaldık. Entresan bir tiyatro ambiyansı yapmışlar. Etraf epey karanlık. Oda çok büyük değildi, banyo kapısı yerine perde olması ise bizim cücenin çok hoşuna gitti. Ama yer olarak güzel. 

Bunları ayarladıktan sonra sıra vizeye geldi. Vize için aracı bir şirket yok, büyükelçiliğin kendisinden randevu ile alınıyor. Bu linkteki bilgilerden faydalanabilinir. Biz Pazartesi günü başvurumuzu yaptık, perşembe günü pasaportlarımız geldi. 1 yıl çok girişli vize verilmiş. 

Ve son ön hazırlığımız Lizbon-Porto arasındaki biletlerimizi almak. Fiyatlar ve saatler bu siteden kontrol edilip bilet alınabilir. Biz biletleri gitmeden 40 gün önceden almışız. Kişi başı gidiş-dönüş 37 Euro vermişiz. Tren Lizbon'daki Oriente istasyonundan binip Porto Campanha İstasyonunda indik.

 Portekizde taksi diğer Avrupa ülkelerine göre ucuz. 3.25 ile taksi açılıyor. Kilometre başına 0.48 Euro veriliyor. Bagaj varsa ek 1.60 Euro ödeniyor. Lizbon'da Havaalanından otel 15 Euro tuttu. Otelden Oriente istasyonuna 11 Euro. Porto'da ise Campanha'dan otel'e (Sao Bento istasyonuna) 5 Euro tuttu. Bu anlamda 2 kişi ya da daha fazla iseniz taksi bir ulaşım seçeneği olabilir. 

Tüm bu ön hazırlıklardan sonra artık Portekiz zamanı... 

4 Haziran 2014 Çarşamba

Münih: Gitmeden Önce

Bir 26 Ekim akşamı aşağı yukarı her Cumartesi olduğu gibi yine bizim küçük arkadaş grubumuz ile oturuyorken her zaman konuştuğumuz “bir beraber seyahate gidemedik” konulu sohbetimiz açılıyor. Toplam 3 aileyiz. GG ailesinin 7 yaşında kızları, AA ailesinin 6 yaşında oğulları ve bizim de 1 yaşında kızımız var. Gidelim hadi, nereye gidelim, o tarih bana uymuyor, çocuğun okulu var, benim bildirgem var vs vs derken tarih konusunda mutabakata varıyoruz. Sırada nereye gideceğimiz var. Oranın bileti pahalı, yok orası sıkıcı, orayı ben merak etmiyorum, oranın uçuş saati kötü derken elimizde neredeyse tek seçenek kalıyor: MÜNİH.

AA çifti daha önce gördüğü bu şehri çok beğeniyor, GG çifti ise zaten Almanyayı seviyor. Biz hiç almanya’yı görmemişiz.

Lufthansa’da uçak bileti ise çok uygun. Sabah 6.00’da Ankara’dan direkt Münih’e uçup, oranın saati ile 8’de şehirde oluyoruz. Döneceğimiz gün ise 19.00’da oradan biniyor, 23.00’de Ankara’da oluyoruz. Yol nedeniyle gün kaybı yaşamıyoruz. Üstüne üstlük biletler kişi başı gidiş dönüş 236 TL. Daha ne olsun? Hemen o geceyarısında saatler 00.30’u gösterirken biletleri alıyoruz. Gitmemize neredeyse 7 ay kala.

Gidişimiz 17 Mayıs Cumartesi, dönüş ise 21 Mayıs Çarşamba.

Sonrasında otel ayarlamak gerekiyor. Bir süre araştırma yapıyoruz. Çocuklar da olduğundan otelde odanın metrekaresi önemli bir parametre. Vereceğimiz para, yakınından U ve S hatlarının geçmesi de kritik. Otelde kahvaltı olmasını da tercih ediyoruz. Bu aramalara göre karşımıza HotelAmbiance Rivoli çıkıyor. Harras’taki bu otele booking.com üzerinden 3 Kasım tarihinde yine saatler 00.30’da rezervasyon yaptırıyoruz. Oda başına 4 gece için 332 Euro veriyoruz. Otelden ziyadesi ile memnun kalıyoruz, tavsiye ederim.

Bir diğer hazırlık vize. Ankara’da vizeler idata tarafından veriliyor. Vize ücreti 60 Euro, koordinasyon ücreti 23 Euro. İki kişi toplam 166 Euro veriyoruz. Neredeyse konaklamamızın yarısı kadar bir ücret bu! Hatta 2 kişi 472 liraya gidiş dönüş uçtuğumuzu düşünürsek  bir uçak bileti parası da vizeye veriyoruz. Neyse ki idata Almanya için Cumartesi günleri yarım gün çalışıyor ve sıra yok. Cumartesi sabah 9’da gidip sıra numarası alıyoruz, 10’da işimiz bitmiş olarak çıkıyoruz. 2 Hafta içinde de pasaportlarımız geliyor. Toplam 5 günlük vize vermişler!

 Akabinde programımızı yapmaya başlıyoruz. Ben her zamanki gibi dakika dakika bir program hazırlığına girişiyorum. Neyse ki daha önce giden AA çifti ana hatları ile programı çiziyorlar, bana sadece detaylar kalıyor. Google maps, bahn.de ve mvv-muenchen  siteleri çok işime yarıyor.

Münih'e 1,5 saat uzaklıkta Günzburg’ta legoland var, çocuklar da olduğundan niyetimiz oraya da gitmek. Onun planlamasını da Pazar olacak şekilde yapıyoruz. Başka gün olamıyor çünkü o zaman ulaşım için almayı planladığımız biletler çok pahalıya geliyor. Bu konuyu Legoland’e gittiğimiz gün anlatacağım. Legoland biletlerini önceden almak daha avantajlı. Gitmeden bir süre önce Legoland biletlerimizi de alıyoruz.


Böylece ön hazırlıklar tamamlanıyor. 

2 Haziran 2014 Pazartesi

Münih 2. Gün : 18 Mayıs 2014


Başlıkta Münih dedim ama aslında bugünü Günzburg’ta geçireceğiz. Çünkü Günzburg’ta Legoland var. Sabah 10’da açılan bu dev park, akşam 19’da kapanıyor. (Hafta içi ve tarihe göre değişiyor, buradan kontrol edebilirsiniz)

Günzburg Münih’ten 1 saat 40 dakika uzaklıkta. Tren ile gidiliyor. Münih ana tren istasyonu Hbf’tan kalkan tren 1 saat 40 dakika sonra Günzburg’ta oluyor, oradan da otobüse binip Legoland’e gitmek gerekiyor.

Günzburga giderken trende

Buraya gitmek için en ekonomik yol, günlük bavaria card almak. Bu kart ile Bavyera eyaletinde o gün için tüm ulaşımınız ücretsiz oluyor. Ancak hızlı tren ve U hatlarını kullanamıyorsunuz. Eğer yanınızdaki 14 yaş altı çocuk sizin çocuğunuz ya da torununuz ise ücretsiz. Dolayısıyla sadece 14 yaş üstüne göre kişi hesabı yapmak gerekiyor. 5 kişiye kadar biletleri var. Biz 6 yetişkin olduğumuzdan 2 tane 3 kişilik bilet aldık. Toplam 62 Euro verdik. Normalde 1 kişi 23 Euro.

Ancak burada da şöyle bir durum var. Bilet hafta içi saat9’da kullanılmaya başlanıyor. Haftasonu ise bileti gece yarısı kullanmaya başlayabiliyorsunuz. Legoland 10’da açıldığı için biz 9’dan sonra gitmeye kalksak ancak öğlene doğru orada olabilecektik. O yüzden Legoland’e Pazar günü gitmeye karar verdik.

Biletleri riske atmamak için bir önceki gün uçaktan inince tarih seçerek almıştık.

Sabah 6.30’da çok hızlı  bir şekilde kahvaltı yaptıktan sonra otelin hemen yanındaki S durağına gidiyoruz. S hatları genelde 20 dakikada bir geçiyor. Biz aslında binmemiz gerekenden bir önceki trene biniyoruz, çünkü HBF büyük bir istasyon, trene aktarma yapmak için az vakit kalacak. Riske girmek istemedik. S7’den saat 7.00 gibi Hbf’e iniyoruz. Tren 07.36’da, 16. Perondan kalkıyor. Emin olmak için birilerine daha soruyoruz. Gidip en öndeki vagona yerleşiyoruz. Tren epey boş zaten.

Konforlu bir yolculuktan sonra Günzburga iniyoruz. Günzburg küçük bir istasyon, ama çıkışında bir market var. Oradan abur cubur alıyoruz, ve o marketin hemen önünde 818 numaralı Legoland otobüsünü beklemeye başlıyoruz. Otobüs geldikten 10 dakika sonra Legoland’deyiz. Henüz kapılarını açmadığından kapılarda sıra var ama kapılar açılınca sıralar hızlıca eriyor.

Bu arada Legoland biletlerini önceden almıştık. Internetten alımlarda 2 hafta öncesinden alırsanız indirim var. Girişte yanımıza aldığımız çıktılardan barkodu okutup içeri giriyoruz. Günlük bilet çocuklar için kapıda 36 Euro iken internette 27 Euro. Yetişkinler için ise 30 Euro.

İçerisi oldukça renkli. Biz yanımızda Eda olduğu için pek çok aletten faydalanamıyoruz ama dışardaki parkları bol bol kullanıyoruz. Sabah hiçbir alette/oyunda sıra yok, öğleden sonra ise bazılarında sıra oluştu. Havanın süper olduğu (uzun yağmurlardan sonra gelen ilk güneşli gün) bir Pazar günü olmasının etkisi sanırım.

Parkın içini uzun uzun anlatmayıp fotoğraflar ile fikir vermeye çalışayım.














Park 19.00’da kapanıyor. Legoland’ın önünden bineceğimiz otobüs de 19.00’da olduğundan 18.45’de parkı terk edip otobüsü beklemeye başlıyoruz. Otobüs geldikten 10 dakika sonra Günzburg tren istasyonundayız. İstasyon bomboş. Bizim bineceğimiz tren 19.42’de gelecek olan bölgesel tren (RE 57193) Aradaki vakti istasyondaki marketten aldığımız Smirnoff Ice’ları içerek değerlendiriyoruz.

Tren geliyor nihayet. Yolculuk konforlu, biz yorgun… Çocukların hepsi trende sızıyor.

Akşam 9’u 20 geçe yeninde Münih HBF’deyiz. Çocukların uyuması, bizim yorgunluğumuz derken otele gitmeye karar veriyoruz.


HBF’den S7 hattına binip otelimize gidiyoruz. 

11 Kasım 2013 Pazartesi

Barselona: Gitmeden Önce

Teleferikten Barselona
Son dönemdeki seyahatlerin hiç birini bitirememişim. Ancak henüz onları bitirmeden, anılar tazeyken Barselona’yı yazmaya başlayalım dedim.

Önce gitmeden önceki hazırlıklar…

Barselona seyahatinin özelliği kızımızla gideceğimiz ilk seyahat olması. Hamileyken Edinburgh ve Roma’ya gitmiştik. Kız büyüdü 6 aylık oldu, biz kurtlandık. Orası mı burası mı derken hep görmek istediğimiz ama ucuza bilet bulamadığımız Barselona’ya karar verdik.

Uzun kurban bayramının sonuna doğru gitmek üzere bilet aldık. Gidiş 17 Ekim – Perşembe, Dönüş bayramdan sonraki Salı olacak şekilde bilet alınca Pegasus ile Ankara aktarması dâhil 2 kişi ve bir de bebek 1300 TL’e mal oldu.

Otel konusuna bilet almadan hiç bakmamıştık. Meğer ne pahalıymış oteller :) Bu sefer yanımızda 7,5 aylık bir bebek de olacağı için kriterler çok fazla. Booking.com’dan 4 yıldızlı, 8,5 üzerinde puanı olan, odası en az 20 metrekare (bebek yatağı da gireceği için), şehir merkezinde ve bütçemize uygun bir otel aradık. Bu kriterler göre otel bulamayınca bütçeyi arttırdık ve nihayet Hotel Barcelona Catedral’i bulduk. 5 gece için toplam 1000 Dolar verdik. Otelden çok memnun kaldık. Özellikle yeri çok rahattı. Bebekle çok rahat ettik.

Barcelona’da geçireceğimiz 6 gün 5 gece için şehri araştırırken bir günümüzü Figueres-Girona turuna ayırabileceğimizi fark ettik. Tren biletleri sadece seyahat günü alınıyor. O yüzden önden bilet almadık, ama Figueres’deki Dali Müzesinde çok sıra olduğunu okuduğumuz için bileti online sitesinden aldık. (Bu güne ait seyahat notlarını okumak için buraya tıklayabilirsiniz) Bunun dışında da başkaca bir bilet alma işimiz olmadı. Ancak Picasso müzesi ve Sagrada Familia için de online bilet almanızı tavsiye ederim.

Son olarak vize… Ben tüm evrakları toparlayayım sonra VFS Visa Services’dan randevu alırım dedim ama bana en yakın randevu tarihi olarak 2 hafta sonrasını verdiler. Hatta web sitesine göre hiç randevu saati olmadığını söylüyordu ama çağrı merkezini arayarak randevu alabildim. Pasaportlarımız ise 10 günde elimize ulaştı. 15 gün kalışlı 1 aylık multiple vize vermişler. Vize başvurusunda işimizi yarım saatte hallettik.

Biz 5 gece 6 gün kaldık. Bir günümüzü yukarıda yazdığım üzere Figueres-Girona’ya ayırdık. Ucağımız öğlen indi, öğlen kalktı. O yüzden son günü saymayabiliriz. Bize bu kadar süre yetti. Bebek olduğu için sabahları erkenden otelden çıktık, akşamları ise 9 gibi en geç odadaydık. Bazı günler öğleden sonra otelde 1-2 saat geçirdik, kızın bazı ihtiyaçları için. Bunun dışında hep dışardaydık.

Ulaşım için 10’lu metro kartlarından kullandık. Bu şekilde aldığımızda 10 biniş 10 Euro’ya geldi. Havaalanından ulaşım için de Aerobus kullandık. Pegasus terminal 2’e iniyor. O nedenle A2 hattını kullandık. Yaklaşık 35 dakikada Katalunya Meydanında olduk. Otobüs her 10 dakikada bir kalktığı için hiç beklemedik sayılır. Gidiş dönüş bileti kişibaşı 10,20 Euro’ya aldık. Dönüş biletlerinde bir tarih saat yazmadığı için 9 gün içinde olmak kaydıyla istediğiniz zaman kullanabilirsiniz.

Tüm ön hazırlıklar bu kadar… Artık gezmeye başlayabiliriz.

22 Nisan 2012 Pazar

Uzak Doğu 1. gün : 24 Şubat 2012

Bangkok
İlk gün aslında yol... O yüzden uzun bir yazı olmayacak bu...
Bangkok, Singapur turunu ETS’den satın aldık. Uzak uçuş olduğu için THY yani aktarmasız olması en önemli kriterimizdi. Pek turla bir yerlere gitmeyi sevmiyoruz ama ilk defa Avrupa dışında bir yere gideceğimiz için ve otel+uçak bileti bizim kendi başımıza alacağımız uçak biletinden ucuza geleceği için ETS ile gitmeyi tercih ettik. Erken rezervasyon indirimi ile 1000 Euro verdik. Ankara bağlantısını ise kendimiz ayarladık. Tur 24 Şubat’ta 19.45 İstanbul-Bangkok uçağı ile başladı.
Öncesinde pek bir hazırlık yapmadım. Aslında çok yapmak istedim ama internetten çok anlamlı olmadı. Zaten turla gideceğimiz için, ve bazı yerlerde onlara bağlı olacağımız için bir program yapma şansımız da olmadı.
Vize desen, o da yok. Ne güzel bir şey vizeye gerek kalmadan ülke ülke gezebilmek. Devlet memuru olmadığıma sadece bu vize işi aklıma geldiğinde üzülüyorum.
Tura 2 gün kala rehberimiz aradı, kendisini tanıttı, yanımıza almamız gereken şeyleri söyledi. (Şemsiye, yağmurluk, güneş kremi...) Hoşumuza gitti. Uçağa binene kadar kendisi ile tanışmadık. Uçakta ise yine yanımıza geldi. Yusuf Bey...

THY ile gitmek aktarmasız ucuş olduğu için avantajlı
Uçuş süper olmasa da rahattı...
THY’nin en güzel avantajı saatleri. 19.45’de bindik. Sabah yerel saatle 09.00’da indik. Uçuş 8 saat sürdü. 5 saat de saat farkı var.

15 Ocak 2012 Pazar

Paris'e gitmeden önce


Yine ucuz bilet nedeniyle Paris’e gitmeye karar veriyoruz. Ancak bu sefer yalnız değiliz, sevgili ablam ve eniştem (Bundan sonra onlara Sinem ve Volkan diyeceğiz) de bizimle olacak. Ancak onlar biriken milleri ile seyahat edeceklerinden onlarla Paris’te otelde buluşacağız. Biz Pegasus ile Orly’e uçtuk, onlar THY Business Class ile Charles De Gaulle’a uçtular. Aramızda sınıf farkı var :)

Biz uçak biletini 2 kişi Ankara aktarması gidiş dönüş yaklaşık 1000 liraya aldık. Haziran başındaki seyahatimiz için Şubat ayında bileti aldık. Gidişimiz Cumartesi, dönüşümüz Çarşamba günü. Bu ve diğer Avrupa seyahatleri için önerim eğer 5-6 günlük bir seyahat planlanacaksa dönüşün Pazar gününe gelmesi. Bunun iki nedeni var:

1. Bazı müzeler Pazartesi, diğerleri ise Salı günü tatil.
2. Pazar günleri Avrupa şehirleri ölü! O nedenle bu ölü günü yol ile geçirmek bana anlamlı geliyor.

Otel olarak Hotel Magenta Paris’i seçtik. Küçük temiz ve hoş bir otel. Yeri de fena değil. Ancak bugün yeniden Paris’e gitsem metro hatlarının kesişiminde olan bir otel seçmek isterim. Biz biraz çok aktarma yapmak zorunda kaldık. Ha aktarma yapmak dert midir? Değildir:)
Otel Gare de l’Est’e yakın. Doğu Garı’na yani. Buraya yürüyerek 5-7 dakika.Daha yakındaki durak ise Jacques Bonsergent. Otele 4 gece için 2 kişilik odaya 271 Euro vermişiz.

Vize konusunu ise pek konuşmak istemiyorum. Çok fazla ülke gezmedim ama Fransa vize başvurusunda gördüğüm muameleyi hiç bir yerde görmedim. Randevu vs alıyorsun ama saatlerce bekliyorsun. Gerçi şimdi bu yazıyı hazırlarken baktım, özel bir şirkete vermişler bu işi. Sanırım artık düzelmiştir. Randevu süreçleri vs ile ilgili detaylı bilgiyi buradan bulabilirsiniz: http://www.vfsglobal.com/france/turkey/

Paris çok büyük bir şehir, o nedenle şehri bölgelere ayırıp hangi gün neresi gezilecek diye belirlemekte fayda var.

Yine ön hazırlık olarak yapılması gerekenlerin başında Eiffel Biletini internetten satın almak var. Önerim güneşin batma saatine yakın bir saate rezervasyon yapmak. Böylece gündüz çıkıp akşam inip Paris’in iki yüzünü görebilirsiniz, üstelik sıra beklemeden:) Bileti alınca çıktı alıp yanınızda götürmeniz yeterli. Yani size bir şeylerin postalanmasını beklemiyorsunuz. Bilet almak için: http://www.eiffel-tower.com/

Bir diğer ön hazırlık Museum Pass almak olabilir. Biz internetten almadık, ama ilk gün 1 saatimizi bunu almaya harcadık, ben öyle her müze girişinde vs bulunan bir şey sanmıştım, oysa öyle değilmiş. Ancak bu satış noktaları şu anda artmış olabilir. Hem sıra beklemeleri minimize etmek, hem de maliyetleri azaltmak için museum pass’in şart olduğunu düşünüyorum. Satın almak ya da nerelerden alınabilinebileceğini incelemek için bu adresi kullanabilirsiniz. İlk kullandığınız an başladığı için dilediğiniz an satın alabilirsiniz. Biz bir Paris Turizm Ofisinden satın aldık.

Bu arada biz Haziran 2010’da gittik, ancak bu yazıyı Ocak 2012’de yazıyorum. Dolayısı ile bilgiler 1,5 yıllık.

6 Temmuz 2011 Çarşamba

Londra'ya gitmeden önce



Londraya gitmeden tam 3 ay önce aldık biletlerle oteli... Türk Havayolları sağolsun, direkt uçuş var artık Ankara’dan. Saatleri de çok makul. O nedenle hiç aklımızda olmadığı halde rotamızı İngiltere’ye çevirdik.

Ama biliyoruz ki Londra pahalı... O nedenle bilet almadan önce otel de araştıralım dedik. Orbitz.com kullanarak 2’sini birden halletmeye karar verdik. Uçak biletlerinin ucuzluğunu kaçırmamak için çok da uzun uzundıya düşünmeden bir anda aldık biletlerle konaklamayı... Ucak biletleri 2 kişi gidiş dönüş 900 lira civarındaydı biz aldığımızda. Orbitz’den 4 gece konaklama + ucak biletini 1500 USD’e aldık (2 kişi). Ayarladığımız otel ise Mandeville Palace’dı... Avrupa’da çok otelde kalmadım, ya da kaldıklarım büyük ölçüde işyerinden ayarlanmış otellerdi... O nedenle kendi ayarladıklarım ve sağdan soldan duyduklarımla yorum yapabiliyorum, son derece güzel bir oteldi. Hem yeri, hem ortamı itibari ile şıktı. Zaten aslında iş oteliydi. Biz sadece oda aldık, kahvaltı fiyata dahil değildi.

Bunları hallettikten sonra ben sıkı bir internet gezginliğine başladım. Sokak sokak her yeri google maps marifeti ile gezdim. Gidilecek yerleri çıkarttım. Ve neredeyse saat saat bir program yaptım. İngiltere gezilecek değil yaşanacak bir ülke, ya da sadece gördüğüm kadarıyla konuşayım, Londra gezilecek değil yaşanacak bir şehir. Ve bizim sadece 4 günümüz vardı. Bu program çok işimize yaradı. Birebir tabi ki uyamadık, ama yine de iş gördü.

Londra’da London pass var. Bu hem bir “müze kart” hem de isterseniz ulaşım ekleyebiliyorsunuz. Programı çıkarınca bu karta ihtiyacımız olduğunu da anlamış olduk, zira gireceğimiz yerlerin ücretleri bu kartın yüksek ücretinden daha çok tutuyordu. Yine bir optimizasyon çalışması yaptık, ve ilk günümüzü otel cevresinde gecirip London Pass’e dahil olmayan yerlerde gidersek 3 günlük kartın yeterli olacağına kanaat getirdik. Ve ilk hatamızı burada yaptık. Kartı büyük bir dinazorluk örneği göstererek internetten satın alıp evimize postalatmadık. –ki bunu yapan arkadaşlarımız hiç sorun yaşamadılar- Neden bu sorun oldu? Çünkü ulaşım eklentisi sadece internetten satın almalarda geçerliymiş. Ve kart öyle her köşe başında da bulunmuyormuş, tek bir merkezden dağıtım yapılıyormuş. Onun da çalışma saatleri son derece güdükmüş. O nedenle vakti olan herkese kartlarını internetten almalarını ve eve yollamalarını tavsiye ediyorum.

Bunun dışında müzikal, oyun, konser bir şeyler bulalım dedik. Biz Lion King’e karar verdik. Biletimizi yine önceden aldık (Mayıs ortası için 2 Martta). Biletleri TicketMaster’dan aldık. Balkon kısmında (ROYAL section- F sırası) fena olmayan bir yer için 60 Pound/kişi verdik. Aynı gece Royal Albert Hall’daki Eric Clapton konserine de bilet aldık. Ona da kişi başı 35 Pound verdik. En ucuz biletlerdi, Eric Amca’yı görmedik bile :)

Daha vize almadık bu arada dikkatinizi çekerim...

İngiltere vizesi belgeler açısından zorlayıcı, çünkü herşeyi İngilizce istiyor. Ve cidden her şeyi istiyor. Ama tüm vize süreçlerini WorldBridge diye bir aracı kuruma havale etmişler. Onlar ise tüm süreçleri kolaylaştırıyor. Fransa ve Hollanda için vize alırken yaşadığım bekleme ve muamele eziyetini düşününce burası ilaç gibi geldi bana. Güleryüzlü insanlar, sırasız bekleme salonu vs vs.. Biz Salı günü evraklarımızı verdik, Perşembe günü pasaportlarımızı aldık. Gerci sezon değildi, ama yine de bizi çok mutlu etti.

Dönelim İngiltere organizasyonuna... Biz Stansted Havaalanı’na inecektik. Oradan şehir’e nasıl gideceğimizi de önceden araştırdık. Heathrow’un aksine orada metro yok. Stansted Express trenine binilip hızlı bir şekilde şehre ulaşılabilir. Ya da bizim yaptığımız gibi otobüs tercih edilebilir. Biz karar verirken süre ve fiyat dışındaki yürüme mesafesini de parametre olarak kullandık. Otobüs daha uzun sürüyor ama daha ucuz ve otele yürüme mesafesinde bir yerde de durağı var. İlk gün metroya da binmeme kararımız yüzünden otobüsü tercih ettik. Pişman olmadık. Bileti önceden almamıştık. Orada aldık (10 Pound / tek gidiş / kişi), ilk otobüse bindik. Burada da yeri gelmişken bir uyarıda bulunayım. Biz nasıl döneceğimize çok bakmamıştık, dönüşe orada karar veririz demiştik. “Hele bi otobüse binelim, belki beğenmeyiz” burjuvasisi... O nedenle bileti alırken gidiş dönüş almadık. Sonra dönüşü de aynı şekilde yapmaya karar verdiğimizde 2 saat Victoria Station’a gitme, sıra bekleme vs vs olarak geri döndü bu bize. Internetten de alamadığımız için (çıktı istiyordu, otelden alamadık) O nedenle gidiş-dönüş faydalı olabilir...

Bu ön hazırlıklardan sonra nihayet yola çıkma zamanı...